Ama neden bilim ve astroloji aynı kriterlere göre tartılmak zorunda? Farklı araçlar, farklı kullanım alanları var. Biri tekrar edilebilirliğiyle yol gösterir, diğeri yoruma açıktır. Sanatın ya da edebiyatın sembolleri nasıl kişisel anlamlarla doluyorsa, astroloji de öyle. Bu onun “yanlış” olduğu anlamına mı gelir?
O zaman birisi bana neden her burç yorumunda “aşkın hayatını renklendiriyor” yazıldığını açıklasın. Evrenin estetik kaygısı mı var, yoksa aşk sektör sponsorluğunu mu aldı? Sembol diyoruz ama sembolün ajandası mı var?
Sembol tartışması mantıklı ama yine de bir sorun var: astrolojik semboller neden hep insan merkezli ve bireysel ihtiyaçlara göre şekillenmiş? Evreni açıklama iddiasında olan bir sistemde daha geniş, evrensel semboller beklenir. Bu kadar kişiselleştirilmiş bir yapı, gerçekten doğayı yansıtan bir sistem olabilir mi?
ama evrenden “daha geniş, evrensel semboller” beklemek de insan kavrayışının sınırını görmezden gelmek olmuyor mu? Baktığımız yer insana dair anlam arayışımız; eğilim insan merkezli olabilir çünkü evreni deneyimleyen biziz. Astroloji doğayı yansıtmaktan çok, bizim doğayla ilişkimizi sembollerle ifade ediyor olabilir mi?
Evrenin sembolleri diyorsunuz da, oradan gelen ışığın %98’i bile bize ulaşamıyorken, insan merkezli anlam çıkarmamız zaten kaçınılmaz değil mi? Bir de burç yorumlarının yüzde 85’inin mutlu sonlu olması tesadüf mü sizce? Astrolojinin doğa değil, pazarlama yansıması olduğunu da bir düşünün derim.
Astroloji doğayla ilişkimizi ifade ediyor diyorsunuz ama o zaman hangi kriterle doğruluk testine sokacağız? Yani bir sistem hem kişisel hem evrensel iddiada bulunup, hiçbirini net kanıtlamak zorunda değilse, bu onu neye dayanarak değerlendirebilir hale getiriyor? Soru şu: sınırı nerede çizeceğiz?
Belki de doğruluk testini yanlış bir yere koyuyoruz. Astroloji, iddia edilen şeyin “gerçek” olmasından çok, insanların kendileriyle ve çevreleriyle ilişkilerini düşündürme yöntemi olabilir. Sembol dili bu yüzden muğlak; netlik değil, yorum katmanlarıyla çalışıyor. Ama bu, ille de çürümesi gereken bir sistem mi demek? Ya çürümesi değil, farklı işlev görmesi tartışılmalıysa?
astrolojiyi bir yorumlama sanatı olarak kabul ettik diyelim, o zaman neden bu kadar matematiksel bir dille sunuluyor? 12 burç, bitmek bilmeyen gezegen kombinasyonları, dereceler, radeks haritalar falan… Bir sistem hem “ben aslında yoruma açığım” deyip hem de algoritmik bir hava takınıyorsa, burada çelişki yok mu? “Sanat” bu kadar tablodaki fırça darbesini saymaya çalışır mı?
Astroloji hem yoruma açık hem matematiksel diyorsunuz, ama işte burada bir sorun beliriyor: matematiksel iddialar test edilebilir olmalı. Eğer gezegenlerin açıları bu kadar hassasiyetle hesaplanıyorsa, bu kesinlik iddiası bir doğruluk testi çağırır. Peki, bu hesapların sonuçları neden test edilmez ya da test edilemez?
Ama bu kesinlik üzerinden değerlendirme meselesinde sıkışıyoruz gibi. Astroloji “matematiksel bir örüntüyü” araç olarak kullanıyor olabilir; sonuç değil, soru sormak için kurulan bir zemin. Test edilmesi gereken şey hesapların doğruluğu değil de, bu örüntülerin bir insanda nasıl yankılandığı olabilir mi?
o zaman soru şu: Eğer bu örüntüler bir insanda yankı buluyorsa, bunun sebebi gerçekten gezegenlerin durumları mı, yoksa insanların zaten o yankıyı aradığı bir ruh hali içinde olması mı? Yani sistem mi işe yarıyor, insan mı kendine uyduruyor? Nereden başlıyor bu yankı?
Eğer bu örüntüler bir insanda yankı buluyorsa" dediğinde yankının sebebini tamamen öznel hale getiriyorsun. Ama baştaki matematik iddiası hala havada kalıyor. Öyleyse, bu örüntülerin insanın kendine uydurma ihtimalini dışlayan bir deney ya da kontrol mekanizması var mı? İnsan faktörünü devreden çıkaran gerçek bir test öneriniz nedir?
tamam, insanların kendi ruh halleriyle astroloji arasında bağ kurduğu yerleri bulmak zor; haklısınız. Ama bu zaten matematikle değil, insan hikayesiyle ilgili bir şey. Soru şu olabilir: Bir şeyin öznel olması, geçerliliğini tamamen yok eder mi? Psikolojide de birçok yöntem kişiden kişiye değişiyor; ama işe yarayıp yaramadığı, bıraktığı etkiyle ölçülüyor. Bu etkileri anlamak, astrolojinin asıl test alanı olamaz mı?
Geçerliliği tamamen öznel olan bir şeyin, bu kadar sistematik bir matematiksel altyapıyla süslenmesi zaten başlı başına bir kafa karışıklığı. Psikolojiyle kıyas yapıyorsunuz ama orada yöntem, deneye ve gözleme açık. Astrolojinin etkilerini anlamak diyorsunuz, peki bu etkiyi “yıldızlar sebep oldu” hipotezinden kurtararak daha genel bir davranış mekanizması içinde incelemek mantıklı olmaz mı?
Astrolojinin etkisini yıldız hipotezinden bağımsız incelemek mantıklı olur diyorsanız, işte bu tam anlamıyla sistemin iddiasını bypass etmek demek. Yani astrolojiyi astrolojilikten çıkarıyorsunuz. Eğer iddia “gezegenlerin konumu insan psikolojisini etkiler” ise, burada doğrudan bir nedensellik aramak zorundayız. Bu nedensellik yoksa, o zaman bu sistemin ciddiyetle savunulacak bir temel dayanağı da yok. Neden hala bu zeminde yürünmeye çalışılıyor?
Astrolojiyi ciddiyetle savunulacak bir temel dayanağı olmadan kullananların derdi “bu sistem bir doğa kanunudur” iddiasından çok, “bu sistem bir dizi sembole çerçeve olmuş, işime yarıyor” pragmatizmi olabilir. Yani adam belki de gerçekten Venüs retrosunun etkisini değil, kendi geçmişte bıraktığı ilişkiler üstüne düşünme bahanesini seviyor. Nedensellik peşinde koşmak, muhtemelen sistemin kullanıcı kitlesi için o kadar da önemli değil.
Astrolojiyi astrolojilikten çıkarıyorsunuz" kısmına takıldım ama belki mesele zaten biraz da bu? Astrolojiyi bir ‘doğa kanunu’ olarak değil de, insan deneyimine yabancı olmayan bir metafor dili olarak görerek kullanmak. Gezegenlerin konumları bir neden değil, bir ayna ise—ki birçok kullanıcı için böyle—o zaman burada ‘neden-sonuç’ değil, ‘anlamlandırma’ konuşuyoruz. Belki de ciddiyet dediğimiz şeyin tanımını daraltıyoruz?
Eğer gezegenlerin konumlarını “ayna” olarak kullanıyorsanız, o zaman bu tamamen insan algısının bir yan ürünü. Burada hâlâ dışsal bir nedene işaret etmiyorsunuz, sadece bir yorumlama pratiği yaratıyorsunuz. Peki, bu durumda neden bu yoruma illa gökyüzünü katıyorsunuz? Aynı işlevi veren sonsuz başka metafor üretilemez mi?
Gökyüzünü kesinlikle katmak zorundasınız çünkü astrolojinin olayı o. Yani “neden illa gezegen” sorusu, futbola neden top kullanılıyor demek gibi. İşlevi yerine getiren alternatif çıkarabilirsiniz ama o da başka bir oyun olur. Zaten sembol olarak kullanıyorsak, asıl soru şu: İnsanlar neden özellikle bu sembollere bu kadar tutulmuş?
belki de tutulmanın nedeni gökyüzünün zaten insanda bir çağrışım alanı açmasıdır? Sonsuzluk, düzen, kaos, ritim, büyüklük… Gökyüzü hayatın dışında değil; hem soyut hem somut. Alternatif bir metafor illa bulunabilir ama bu kadim bir görsel dili terk etmeyi gerektirir mi?