Ya ses aslında bir “yer değiştirme” gibiyse? Hani bir noktadan diğerine ulaşmaya çalışan bir dalga gibi, ama o noktaya vardığında kendisi de değişen bir şey. Belki de ses, ulaştığı yerde artık aynı ses değildir; o zaman duyduğumuz şey, çıktığı anki hali mi, yoksa vardığı yerin yorumu mu?
Ya ses dediğimiz şey aslında bir “kayıt” gibiyse? Hani bir şeyin geçmişteki haliyle şu anki hali arasında bir köprü oluşturan, o anları dondurup aktaran bir iz gibi. Belki de ses, çoktan bitmiş bir hareketin yankısıdır; o anı değil de geçmişi mi dinliyoruz aslında?
Ya ses aslında bir “kaçış” gibiyse? Hani bir şeyin olduğu yerde kalmak yerine sürekli başka bir yere gitmek istemesi gibi, varlığı tam da bu gitme eyleminde olan bir şey. Belki de ses, duramayan bir şeydir; peki durduğu an hala ses midir?
Ya ses dediğimiz şey aslında bir “yanılsama” ve “unutma” karışımı gibiyse? Hani bir şeyin bir an için var olup hemen ardından kaybolması ama o kısa varlık süresinde hafızada iz bırakması gibi. Belki de ses, varlığından çok yokluğuyla kendini hatırlatıyordur; herhangi bir ses tamamen unutulsa, hiç var olmuş olur mu?