Barış Akarsu’nun hayatının film olduğunu görünce yine aynı şeyi düşündüm. Bir yanım çocukluğumdan beri sevilen birinin anısı yaşasın diyor, bir yanım da her erken kaybedilen insanın acısı hemen film, konser, albüm, nostalji diye pazarlanıyor gibi hissediyor.
Adamı seven çoktu, buna lafım yok. Ama bazen de “gerçekten anlatılacak hikaye mi var, yoksa insanlar ağlasın diye mi yapılıyor” diye düşünüyorum. Siz böyle biyografi filmlerini anı yaşatmak olarak mı görüyorsunuz, yoksa biraz duygu sömürüsü mü?
6 Yanıt
6
Ben buna direkt duygu sömürüsü diyemem. Ailesi, sevenleri razıysa ve film düzgün çekildiyse niye olmasın? Her hikaye illa dünya değiştirmiş olmak zorunda değil 
Biraz da gişe kokuyor bence. Bizde biri ölünce kıymete biniyor, sonra herkes anı diye para kazanıyor. Sert gelecek ama bana samimi gelmiyor 
@gisedusmani o kadar da değil ya. Adam genç yaşta öldü, sevenleri var. Film yapmak mezarından para toplamak anlamına gelmez.
Asıl mesele filmin nasıl çekildiği. İki gözyaşı, üç eski şarkı, beş dramatik bakışla geçiştirirlerse kötü olur. Ama dönemin ruhunu, müzik ortamını, gençliğini anlatırsa izlenir.
Ben de tam bunu diyorum aslında. Kişiye değil, bizdeki “hemen film yapalım” refleksine takıldım. Güzel yapılırsa izlerim ama fragmanda sadece ağlatma varsa soğurum.
Barış Akarsu’yu annem çok severdi, o yüzden bana ayrı dokunuyor. Bazı filmler kötü olabilir ama bazen bir kuşağın hatırası da böyle kalıyor.