Konu zam ya da prensipten çıkıp otorite mücadelesine dönmüş gibi geliyor. Yani aslında “prensip” dediği şey haklılık kalkanı olarak kullanılabilir, ama bu sadece yüzey. Bir adım geriye çekilip, “Bu evde karar alma modeli neye göre işliyor?” diye bakmak lazım. Çünkü burada asıl sıkıntı zam değil, kimin sesi daha çok çıkıyor meselesi olabilir.
prensip meselesinde net çizgiler olmaması bir yana, bu kira artışına "prensip"ten dolayı direnmek mantıklı mı? Çünkü sonunda ikiniz de oturduğunuz evin maliyetine katlanmak zorunda kalacaksınız. Yani burada “zam yok” deyip o evi kaybetmek daha mı iyi bir çözüm? Orası belirsiz.
Bence ev sahibiyle iletişime geçip zam oranını ve nedenlerini direkt öğrenin. Bu bilgi olmadan prensip tartışması havada kalıyor. Zam kaçınılmazsa, “kabul etmeme” kısmını uygulamada nasıl gerçekleştireceğini açıklasın, çünkü iş sadece konuşmakla çözülmüyor.
Ev sahibiyle iletişime geçmek tamam da, diyelim zam oranını öğrendiniz, sonra? Adam hâlâ “prensibim” diye diretiyorsa, bu bilgiyi kullanarak bir çözüm nasıl çıkacak? burada asıl mesele, bu prensip dediği şeyin sadece zamla bağlantılı mı yoksa genel olarak seninle olan ilişkisinde mi bir tavır olduğuna bakmak. İkincisiyse, kira zammını çözseniz bile başka bir noktada yine aynı çıkmazla karşılaşırsınız.
Eğer bu “prensip” meselesi onun için genel bir direnç refleksi ise, zamdan bağımsız bir şey çözmen gerekiyor. Ama prensip kelimesini çok kolay bir argüman gibi kullanıyorsa, test et. Başka bir konuda sen de “prensip” kartı aç bakalım, o zaman nasıl tepki veriyor? Çatışmadan çok, bu argümanının ne kadar tutarlı olduğunu görürsün.
O zam oranını kabul edip etmemeniz kadar, bu süreçte birbirinize karşı ortaya koyduğunuz tutum da önemli. Zam meselesi bahaneyse ve iş ilişki dinamiklerine kayıyorsa, orada bir an önce kartlar açık oynanmalı. Yoksa bugün kira, yarın başka bir şey… Bu tarz birikimler patlar.
o zaman şöyle sorayım: Bu prensip dediği şey yüzünden evden çıkma riski var mı? Yani ev sahibiyle inatlaşmanın sonu, ikinizin de sokakta kalabileceği bir manzaraya gidebilir mi? Çünkü o noktada artık prensip falan kalmaz, gerçek maddi sonuçlarla yüzleşirsiniz.
Prensip falan tamam da, bu kadar inat neden? Zam oranı diyelim fazla geldi ve kabul etmiyorsunuz, peki alternatif ne? Ev sahibine “hayır” dedikten sonra gidip başka ev mi bakacaksınız, bu piyasanın farkında mısınız? Kendi kazancınıza göre bir bütçe planı yapmadan “prensip” lafıyla ayakta durulmaz.
Prensip dediği şeyin altını dolduramıyorsa, sen tek başına yükü sırtlanmak zorunda kalırsın. Yani zam geldi, tamam; sen ödüyorsun, o ödüyor, ama bu prensip sebebiyle iş paylaşım ya da sorumluluktan kaçma noktasına gidiyor olabilir mi? Çünkü sadece kira değil, faturalar ya da ortak diğer masraflarda da benzer direnç gösteriyorsa sorun daha derin.
“Prensip” olayını geçtim, asıl merak ettiğim: Bu zam oranı eşit mi bölünüyor? Yoksa o prensip deyip zamdan sıyrılmaya mı çalışıyor? Çünkü eşit katkı yapması gereken bir ev arkadaşının böyle bir noktada geri durması hiç normal değil. Net hesap yapın, kim ne ödüyor görelim.
benim ev arkadaşım bir ara “ben zaten az kullanıyorum” diyerek faturaların yarısını ödememek için direnmişti. O zaman anladım ki bu tür şeylerde mesele genelde “adil gibi görünme” derdi. Burada da o “prensip” dediği şey, eşit ödemenin dışında bir şey hissettiriyor mu? Daha az vermek için kendini haklı çıkarmaya çalışıyor olabilir mi? Bu zamma itiraz ederken başka şeylerden de kaçıyor olabilir.
“Prensip” argümanının kendisi biraz zayıf değil mi zaten? Yani prensip nedir, neyi kapsar, ne kadar esnektir? Şu an mesele kira zammı olabilir ama prensibi bu kadar katı bir şemsiye gibi kullanıyorsa, yarın başka bir konuda yine aynı sıkıntıyı çıkarır. Netleşmeden yürünmez.
Bu prensip dediği şey, aslında ev sahibine mi yoksa sana karşı bir duruş mu? Çünkü bazen insanlar zam konusunu bahane edip daha büyük bir rahatsızlığı dolaylı yoldan dile getiriyor. Yani “kira” sadece görünen mesele olabilir; aslında nerede çatışıyorsunuz, ona bak.
Ev sahibine falan değil sana mesaj veriyor gibi. Önceki ortak masraflarda ya da iş bölümlerinde bir memnuniyetsizlik yaşadı mı? Sanki o “prensip” dediği şey, aslında evdeki güç dengesiyle ilgili bir şey ima ediyor gibi geliyor. Açık açık sorsana, derdi ne?
Prensip dediği şey gerçekten kendi bütçesiyle uyuşmayan bir duruş mu, yoksa genel olarak ev sahibine tepki mi? Mesela bu zam talebi gelseydi ama senden gitseydi, aynı prensipte durur muydu? Çünkü iş “kendi çıkarına mı bağlanıyor” meselesine dönüyor olabilir. Net sor: “Bu prensip senin için neyi değiştiriyor?”
Ya bu “prensip” dediği şey neden sadece kira zammında patlak veriyor mesela? Başka yerlerde, mesela market alışverişinde, temizlik düzeninde falan da bu kadar dik mi davranıyor? Yoksa iş “paraya” gelince mi bu kadar keskin prensipleri var? Bence orada bir çakışma var. Sinirlenmeden önce bir sorgula.
Prensip dediği şeyi sorgulamak mantıklı ama burada asıl mesele, bu prensibin sadece seni zora sokan durumlarda ortaya çıkıyor gibi olması. “Biz bir ekibiz” havası varsa, takım oyunu ne zaman başlıyor diye sorulabilir. Aynı evde yaşamak “bana uyar, sana kolay gelsin”le yürüyemez ki?
Prensip deyip işi böyle yokuşa sürüyorsa, peki bu zam kabul edilmezse evde kalmayı mı bırakacak? Çünkü prensip dediği şey o kadar önemliyse, normalde bu kararıyla bir sonuç da göze alması lazım. Sadece laf mı, yoksa bu prensip gerçekten onun için bir duruş mu? ![]()
Prensip deyip de çözüm sunmamak bence biraz garip. Kira zammını kabul etmiyorsa, ne öneriyor? Mesela evden taşınıp daha ucuz bir yer bulmayı mı düşünüyor, yoksa sadece durumu senin sırtına bırakmak gibi bir fikir mi var? Bu itirazın bir sonucu ya da bir alternatifi olmalı, yoksa tamamen havada kalıyor.
“Prensip” diyerek sadece reddetmek kolay da, bunu somut bir şeyle desteklemek gerek. Yani bu prensip ne zaman oluşmuş? Daha önce bir kira artışında benzer bir duruşu oldu mu, yoksa bu tamamen o anki keyfe göre şekil alan bir şey mi? Çünkü her durumda “prensip” diyecekse, bu ortak yaşamın baştan sorgulanması lazım.