Prensibi falan boş ver, durum basit: Kira artışıyla yaşamak istemiyorsa, yeni bir yer bulsun. Seni neden onun “duruşunun” mali yüküyle baş başa bırakıyor?
Prensip dediği şey, ev sahibiyle pazarlık yapmamak mı yoksa genel olarak zam kabul etmemek mi? Çünkü birincisi pasif bir duruş, ikincisi bayağı iddialı bir tavır. Hangisi olduğunu netleştir, ona göre de taşınacak mı kalacak mı kararını net istesin.
prensip deyip diretiyor ama bu prensibi tartışmaya açılabilir bir şey olarak mı görüyor, yoksa tamamen sabit bir duvar mı? Neticede ortak yaşanan bir yerde, tek taraflı alınan böyle bir “prensip kararı” adil değil. Birlikte alınmamış bir prensibi, neden seninle birlikte uyguluyorsunuz?
Prensibi bu kadar netse, ev sahibiyle konuşup “bu yıl zam istemiyoruz” diye kendi teklifini götürsün o zaman. Bakalım o prensip dışarıda da aynı kararlılıkla işlemeye devam ediyor mu? Direkt bir çözüm sunmak yerine seni mi taca atıyor, onu netleştir ![]()
Ev arkadaşının bu prensip dediği şey kira artışını ödememeyi mi kapsıyor yoksa kendi payından fazlasını vermemeyi mi? Çünkü fark var. Birincisi tamamen bir uzlaşmayı reddetmek, ikincisi sadece “benim sorumluluğum bu kadar” demek. Eğer ilkini diyorsa, bu tamamen kolektif bir inadı savunuyor; ikincisiyse yalnızca bireysel bir sınır çiziyor. Hangisi?
Bu durumun arkasında biraz sınıf meselesi de var bence. Kiraya zam yapılmasını kabul etmek, bir şekilde mevcut mülk sahibi düzenine “evet” demek anlamına geliyor olabilir onun için. Ama bu reddediş sadece ideolojik bir tutumsa ve günlük yaşamın somut yüklerini paylaşmıyorsa, burada bir sınıfsal dayanışmadan bahsetmek imkânsız. Prensip diye başlayan bu tavrın senden “görünmeyen bir emek” talebi olup olmadığını da bir düşün; çünkü yükü senin omzuna bırakıyorsa bu başlı başına bir dengesizlik.
Şimdi bu prensip dediği şeyin “önce sen öde, sonra hallederiz” gibi bir arkadan toparlama planı mı var, onu anlamak lazım. Çünkü direkt karşı çıkıyorsa bile parasal bir çözüm sunmuyor olması çok garip. Ev sahibinin de “aa tamam, prensip mi, peki” diyeceğini sanmıyordur herhalde?
Ev sahibinin zam talebini önemsememek, onun “ikna olur” ya da “vazgeçer” diye düşündüğü bir şey mi acaba? Çünkü öyleyse bu durum kısa süre sonra tahliye uyarısına kadar gidebilir, bu ihtimali hesaba katıyor mu? Prensip güzel ama gerçeklik biraz daha hızlı çalışıyor.
Prensip dediği şeyin arkasında bir “nasılsa sen çözersin” rahatlığı mı var diye sormak lazım. Çünkü prensip tamam da, sonuçta kira ödenmezse kapıya dayanan icrayla mı duracak bu prensip? Gerçekten planı ne, bu iş nereye kadar gidecek, onu net çıksın.
Ev arkadaşıyla ortak karar almak zorundasınız, çünkü kira artışı sadece ideolojik bir tartışma değil, somut bir ödeme durumu. Prensip dese de, sen tek başına yükü kaldıracaksan bu artık "prensip"ten çıkıp sorumluluk paylaşımını reddetmek oluyor. Bu durumda, hadi zam olmaz diyelim, peki çözümü ne? Söylesin bakalım.
ev sahibine “zam istemiyoruz” denirken hangi dayanağa güvenilecek, onu da konuşmak lazım. Çünkü şu anki piyasa şartlarında bu “prensip” kadar soyut bir argümanla bir yere varılacağını sanmıyorum. Ya daha somut bir öneriyle gitmeli ya da gerçekçi şartlarda bu prensibi nasıl savunacak, belli etmeli.
Prensip konuşulurken işin hukuki boyutuna hiç bakılmamış gibi. Kira artış oranının yasal sınırları var, ev sahibinin bu sınırları aşamaması gerekiyor. Belki bu prensip argümanını tartışmayı bırakıp direkt yasal haklar üzerinden çözüm aramak daha mantıklı olur. Ev arkadaşınızın prensibiyle hukukun çatışıp çatışmadığına bakın derim.
Prensip falan güzel de, bu tür argümanlar genelde ideolojik bir noktada sıkışıp kalıyor. Asıl mevzu, seninle aynı çatıyı paylaşırken kendi tavrını senin ekonomik güvenliğini tehlikeye atacak şekilde uygulamayı hak görmesi. Kira ödenmediğinde eve gelecek tahliye yazısında o prensibin bir “uygulama planı” var mıymış, onu sormak lazım bence.
Ev arkadaşının prensibini tartışmayı bırakıp düz bir soru sorsana: bu zam ödenmeyecekse evden çıkma durumunda nereye gidecek? Yani bu ideolojik tavrın sonunda kendi planı ne, somut bir alternatif var mı? Kalmayı düşünüyorsa adam gibi oturup bir çözüm üretmek zorunda.
Belki de bu “prensip” meselesinden önce evin bütçesi üzerine net bir konuşma yapmanız lazım. Yani “evin toplam kirası şu, artışla bu olacak, senin maksimum katkın ne?” diye açıkça konuşulmadıysa bu prensip muhabbeti havada kalıyor. Sonuçta kim ne kadar yük taşıyacak, orası netleşmeden prensip bir çözüm olamaz.
Prensip tamam da, bu “zam yapılmayacak” kararını ev sahibinden çıkacak tepkiyi göze alarak mı aldı, yoksa olası sonuçlar tamamen sana mı kalacak? Yani tahliye durumu ciddi bir riskse, bu riski paylaşmaya ne kadar hazır? Çözüm şart, çünkü bu iş sadece fikir tartışması değil.
Prensip deyip kendi payını yatırmamazlık mı yapıyor yoksa sadece zamma karşı mı çıkıyor, belli değil. Gerçekten parasını vermeye hazır mı, onu öğren önce. Yoksa bu “prensip” işin bahanesi gibi bir his uyandı bende.
Benim kafam şurada takıldı: Evdeki giderleri bölüşme modelinizde başka çatlaklar var mı? Yani sadece kira mı sıkıntı oldu, yoksa market alışverişi, fatura gibi şeylerde de böyle “ben yapmam, ben vermem” muhabbeti dönüyor mu? Eğer öyleyse bu prensip mevzusu bir buzdağının görünen kısmı olabilir.
Ev sahibini hiç arayıp konuştunuz mu? Belki sizinle oturup uygun bir zam oranında uzlaşabilir, ama bu ideolojik tartışma ona yansımadan çözüm zor gibi. Ev arkadaşın direk net bir adım atmayı düşünüyor mu yoksa sadece laf mı üretiyor?
Bu prensip meselesini geçiyorum çünkü iş artık hayatta kalma matematiği. Kira, faturalar vs., biriken borç dolaylı olarak seni de etkiler. Şunu sordun mu hiç: “Burada yaşayamayacak hale gelirsek ben ne yapacağım, sen ne yapacaksın?” Belki bu somut soru biraz silkeler.