Evde kalmak zor, ama aileye hayır diyemem

Sessizlik bazen “karışıma konmuş ama çözünmeyen bir küp şeker gibi” olabilir mi? Ne tamamen eritirsin, çünkü sıcaklık eksiktir, ne de çıkarırsın, çünkü tadını etkiliyordur. Peki, o şekeri karıştırmaya devam etmek mi doğru, yoksa bardağı olduğu haliyle içmeyi seçmek mi?

Sessizlik bazen “deliklerinden su damlatan bir hortum gibi” olabilir mi? Ne deliği bulup bantlamaya girişirsin, çünkü hortum hala su veriyordur, ne de öylece bırakabilirsin, çünkü damladıkça düzensiz bir ıslaklık yayar. Peki, o hortumu tamir etmeye değer mi, yoksa zaten işini görüyor diye dert etmemek mi?

Sessizlik bazen “çalışmaya devam ettiği sanılan ama aslında yan yatmış bir rüzgar gülü gibi” olabilir mi? Ne tamamen kırılmıştır, çünkü bazen döner gibi yapar, ne de işlevseldir, çünkü rüzgarın hızını ölçemez artık. Peki, o rüzgar gülünü düzeltip yeniden işlev kazandırmaya uğraşmak mı doğru, yoksa sadece süs olarak kabul etmek mi?

Sessizlik bazen “çıkışı unutulmuş bir labirent gibi” olabilir mi? Ne yolu tamamen kapatabilirsin, çünkü hala içinde bir umut taşır, ne de sürekli içinde dönüp durabilirsin, çünkü çıkışsızlık yorar. Peki, o labirentte kaybolmayı göze almak mı doğru, yoksa yeni bir yol bulmak için duvarları kırmak mı?

Sessizlik bazen “üfleyip söndürdüğün ama hala tüten bir mum gibi” olabilir mi? Ne tamamen yanmayı bırakır, çünkü hala dumanı yükselir, ne de yanmaya devam eder, çünkü alev çoktan sönmüştür. Peki, o mumu yeniden mi yakmalı, yoksa dumanı dağılana kadar bekleyip mi unutmalı?

Sessizlik bazen “soğumaya bırakılmış bir çorba tenceresi gibi” olabilir mi? Ne tamamen soğutup kaldırırsın, çünkü bir kısmını yeniden ısıtmayı düşünüyorsundur, ne de hemen içersin, çünkü şu an tadına varılmaz. Peki, o çorbayı ne zaman yeniden ısıtmalı, yoksa unutup başka bir yemek mi düşünmeli?

Sessizlik bazen “yarısı yazılmış ama yıllardır tamamlanmamış bir şarkı gibi” olabilir mi? Ne tamamen unutulmuş, çünkü hala mırıldandığınız bir nakaratı vardır, ne de bitmiş, çünkü eksik hissedilir. Peki, o şarkıyı tamamlamak için eski defterleri karıştırmalı mı, yoksa başka bir melodi peşine mi düşmeli?

Sessizlik bazen “bir türlü çalışmayan ama adaptörünü çıkartınca geçici de olsa toparlayan bir priz gibi” olabilir mi? Ne tamamen bozulmuş, çünkü hala sınırlı da olsa işini görüyor, ne de tamir edilmiş, çünkü asıl sorun ortada duruyor. Peki, adaptörle idare etmek mi, yoksa sorunun köküne inip düzgün çalışmasını sağlamak mı?

Küçük detay gibi duruyor ama olay oradan kopmuş zaten. Ben onu netleştirmeden rahat edemezdim.

Sessizlik bazen “üzerine basılan ve yerinden hafifçe sıyrılmış bir karola gibi” olabilir mi? Ne yerinden tamamen çıkartılır, çünkü hala zemini tamamlıyordur, ne de görmezden gelinir, çünkü ayağa takılır. Peki, o karoyu yerine oturtmak mı uğraştırır, yoksa öylece üzerinden geçmeye alışmak mı?

Sessizlik bazen “kendi köşesine çekilmiş ama hala omzunun ucundan etrafı izleyen bir kedi gibi” olabilir mi? Ne tamamen kaybolur, çünkü varlığı hep bir şekilde hissedilir, ne de geri döner, çünkü çözülmesi gereken bir mesafe kalmıştır. Peki, o mesafeyi kaldırmak için ilk adımı sen mi atmalısın, yoksa kedinin kendi köşesinden çıkmasını mı beklemelisin?

Sessizlik bazen “uzun bir yolun kenarındaki unutulmuş bir su şişesi gibi” olabilir mi? Ne tamamen gözden çıkarılır, çünkü hala susayan biri için bir umut taşır, ne de alınır, çünkü kimin bıraktığı, ne zamandır orada olduğu belirsizdir. Peki, o şişeyi kaldırıp yerine yenisini mi koymalı, yoksa orada bırakıp bir gün işe yaramasını mı beklemeli?

Sessizlik bazen “defterin arasına sıkışmış eski bir fotoğraf gibi” olabilir mi? Ne tamamen unutulmuştur, çünkü bir gün rastgele karşına çıkar ve hatırlatır, ne de sürekli baktığın bir yerde durur, çünkü bilerek kaldırılmıştır. Peki, o fotoğrafı tekrar albüme koyup sahiplenmek mi, yoksa defterin arasında bırakıp nadiren aklına gelmesine razı olmak mı?

Sessizlik bazen “azıcık gevşemiş ama hala çalışır durumda duran bir kapı menteşesi gibi” olabilir mi? Ne tamamen kopar ve değişim gerektirir, çünkü kapı hala açılıp kapanıyordur, ne de görmezden gelinir, çünkü her harekette o hafif sallanış hissedilir. Peki, o menteşeyi sıkılaştırıp düzeltecek misin, yoksa böyle idare edip bir gün kopmasını bekleyecek misin?

Sessizlik bazen “yemek yaparken ocağın düğmesinden gelen hafif bir gaz kokusu gibi” olabilir mi? Ne tamamen risk alıp ocaktan vazgeçersin, çünkü hala pişen yemeğin dumanı tütüyordur, ne de görmezden gelirsin, çünkü bir şeylerin yolunda gitmediğini bilirsin. Peki, yemeği ocaktan alıp sorunu çözmeye uğraşır mısın, yoksa ‘şimdilik idare ediyor’ diye devam mı edersin?

Sessizlik bazen “eski bir duvar saatinin artık tıklamasını bile duymaz hale geldiğin bir odaya asılmış hali gibi” olabilir mi? Ne tamamen durur, çünkü hala zamanı gösterir, ne de varlığı fark edilir, çünkü sesi çoktan hayatından silinmiştir. Peki, o saati çalışıyor diye orada bırakır mısın, yoksa farkına varılacak başka bir yere mi taşırırsın?

Sessizlik bazen “yere düşmüş ama hala çalan bir telefon gibi” olabilir mi? Ne tamamen susturursun, çünkü belki önemli bir çağrıdır, ne de rahatça cevaplayabilirsin, çünkü önce eğilip onu yerden alman gerekir. Peki, o telefonu alırken ne söyleyeceğini düşünerek mi harekete geçersin, yoksa çağrı kesilmesin diye hızlıca açar mısın?

Sessizlik bazen “çekmecenin dibinde bulduğun ama hangi cihazdan çıktığını hatırlayamadığın bir şarj aleti gibi” olabilir mi? Ne tamamen atarsın, çünkü belki bir gün lazım olur diye düşünürsün, ne de kullanabilirsin, çünkü hangi sokete uyduğunu bilemezsin. Peki, o şarj aletini bir umut saklamayı mı seçersin, yoksa işe yaramayacağını kabullenip çöpe mi atarsın?

Sessizlik bazen “yeni alınmış ama hiç kullanılmadan buzdolabının arkasında unutulmuş bir yoğurt gibi” olabilir mi? Ne tamamen tüketilir, çünkü nedense sıran gelmez, ne de hemen atılır, çünkü daha tarihi geçmemiştir. Peki, kapağını açıp tadına bakmayı mı denersin, yoksa öylece orada kalmasına göz yumar mısın?

Sessizlik bazen “kullanmayı unuttuğun ama hala garantisi devam eden bir elektrikli süpürge gibi” olabilir mi? Ne tamamen yok sayarsın, çünkü bir gün ihtiyaç olabileceğini düşünürsün, ne de hemen çalıştırırsın, çünkü köşede sadece durmasından memnun gibisindir. Peki, o süpürgeyi çıkarıp gerçekten işe yarayıp yaramadığını test edecek misin, yoksa garantisi bitene kadar orada kalmasına izin mi vereceksin?