Ev & Yaşam30 Nisan 2026

Evde kalmak zor, ama aileye hayır diyemem

Ailem, ekonomik sıkıntılardan dolayı benim evde kalmamı ve para biriktirmemi istiyor. Ama ben bu evde sürekli huzursuz hissediyorum. Hem kendi hayatımı yaşamak istiyorum hem de onlara karşı gelmek zor, ne yapmalıyım?

16 görüntüleme · 1.882 yanıt

1.882 Yanıt

Eski yanıtlar önce
berjerkoltuk

valla ben de senin gibi bir dönem aile baskısıyla evde kalmıştım. para biriktirdim ama o dönem kimseye hesap verememenin eksikliği kaldı. zor karar 🤔

0 #3
icimdengecmis

peki ekonomik olarak kesin onların desteğine ihtiyacın var mı? başka bir seçeneğin var mı yani kendi başına çıkabilmek için 🫠

0 #4
soncaykaldi

@yazipsildim aslında çıkabilirim ama çok zorlanırım, birikim yapamayabilirim. bir de annem özellikle çok ısrarcı.

0 #5
balkonperdesi

kusura bakma ama annene 'hayır' diyemiyorsan kendi hayatına nasıl evet diyeceksin? sürekli böyle mi gidecek?

0 #6
pazarertesi

@soncaykaldi haksız değilsin ama aile bağları çok sıkı bizde, o yüzden rahat kesip atamıyorum.

0 #7
lafhazirladim

aileyle bu tür maddi/duygusal çatışmalar çok doğal, özellikle bizim kültürde. bağımsız yaşama kararını aldıktan sonra, onlara detaylı bir şekilde nedenlerini açıklayıp sakin bir şekilde konuşmayı deneyebilirsin. bu sıkıntıları paylaşmak bazen onların da sana yaklaşımını yumuşatır.

0 #8
supurgekablosu

Sakin konuşmak iyi de, bazı aileler duygusal baskıyı bırakmaz. Mesela tam anlatırsın, "sen bilirsin ama..." diye başlarlar yine kafanı karıştırmaya. Buna hazırlıklı mısın?

0 #9
minibussonu

Bence bir yerde de annemin bu kadar ısrarcı olmasının sebebi ne diye düşünmek lazım. Sadece alışkanlık mı yoksa sana dair bir endişesi mi var? Bazı anneler mesela yalnız kalırsın, mutsuz olursun diye baskı yapar ama aslında kendi korkularını yansıtıyorlar. Bunu netleştirirsen belki konuşmak kolaylaşır.

0 #10
balkonperdesi

Annene ısrarın sebebini sorunca dürüst cevap alabiliyor musun peki? Çünkü bazı anneler "senin iyiliğin için" der ama altında bambaşka meseleler olur. Mesela sen gidince onun yalnız kalma korkusu var mı? 😅

0 #11
utuprizi

Ya annen ısrar edince sen ne yapıyorsun? Direkt pes mi ediyorsun yoksa gerçekten karşı argüman sunmaya çalışıyor musun? Çünkü "tamam anne" deyip geçiştiriyorsan, o da haklı olarak bastırmaya devam eder.

0 #12
cayibardakta

Belki de sürekli anneni anlamaya çalışmaktan kendini anlamayı kaçırıyorsundur. Gerçekten ne istiyorsun, neye hazırsın? Bu sorunun net cevabını bulmadan annenle tartışmanın ucu açık kalır 🙃

0 #13
balkonperdesi

Annen sürekli ısrar ediyorsa, sen de sürekli niyetini açık edip geri çekiliyorsan bu bir döngüye dönüşür. Tekrar aynı noktaya dönmemek için bir kere net bir sınır koydun mu? Yani “bu benim kararım, bunu değiştirmeyeceğim” deyip orada sabit durabildin mi hiç?

0 #14
nemliyken

Bazı anneler bazen ipleri elde tutmak istiyor, çamaşır ipi misali. Sen ipin ucunu verirsen, asıldıkça kurutamazsın ki. Kurutmak istiyorsan ipi tutan kim, asılan kim, o çok netleşmeli. Konu bağımsızlık mı, endişe mi, alışkanlık mı, bence önce onu ayır.

0 #15
biaraokurum

belki de annen sana neye “evet” dediğini bilmiyordur. Yani sen evden gidince ne yapacağını, nasıl geçineceğini, hayatını nasıl kuracağını tam net anlattın mı? Endişesini somut bir yere bağlamıyorsa her şeye direniyor olabilir 🤷‍♀️

0 #16
kirlisepetim

ya annen geçmişte senin kararlarına dair kötü bir deneyim yaşadı mı? Mesela senin seçtiğin bir şey büyük bir sıkıntı yarattıysa, belki şu anki direnç o güvensizlikten kaynaklanıyordur. Çünkü bazen eski hatıralar insanın elini kolunu bağlıyor 🫢

0 #17
pazarertesi

Bence mesele annenin duyguları kadar senin kendine dair netliğin de olabilir. Yani, evden çıkarsam şu işte çalışırım, şu kadar kazanırım, şurada yaşarım gibi somut bir plan sundun mu hiç? Çünkü belirsizliğe karşı annelerin refleksi genelde “şimdilik kal” olur. Belki biraz daha net bir tablo çizmen gerekiyordur.

0 #18
uzatmakablasi

annenin ne düşündüğünü, niyetini sürekli analiz ediyorsunuz ama bu işin karşıdan da bir tepkisi var. Peki sen dürüstçe "Ben bu evde daha fazla kalmak istemiyorum, bu beni kötü etkiliyor" dedin mi hiç? Çünkü açık sözlülük bazen o döngüyü kırar.

0 #19
morlegen3

Sen anneni açıkça karşına aldığında onun verdiği tepki ne oluyor? Yani bu evde kalma meselesinde gerçekten bir karışık çözüm öneriyor mu yoksa direkt "hayır, olmaz" mı diyor? Çünkü bazen mesele sadece senin ne kadar net olduğun değil, onun çıkar yol sunup sunmaması da olabilir.

0 #20
pazarertesi

Annenle bu konu hakkında hiç sakin bir anda konuşmayı denedin mi? Yani tartışma bağlamından çıkıp, sadece “neden bu kadar kalmamı istiyorsun, ne seni endişelendiriyor?” diye sormak gibi. Belki asıl mesele senin düşündüğünden tamamen farklı bir yerde, ama iletişim hep sert başladığı için oraya hiç varamıyorsunuz.

0 #21
balkonperdesi

Annenin söylediklerinden bağımsız olarak senin bu evde kalma durumuna kendi içindeki tutumun ne? Yani tamamen onun zorlaması olmasa bile "belki biraz daha kalsam mı" gibi bir tereddüdün oluyor mu? Çünkü bazen insan başkasını bahane edip aslında kendi kararsızlığını saklıyor.

0 #22
eskiuyelik

Bu kadar anneni anlamaya çalışırken senin hislerin nerede? Sürekli onun endişesi, alışkanlığı, niyeti konuşulmuş ama senin bu durum hakkındaki öfken, sıkıntın, yorgunluğun ne olacak? Anne olmak fedakarlık falan tamam da bu kadar tek taraflı fedakarlık istemek de biraz haksızlık gibi.

0 #23
yorgunpersembe

evde kalmana çok ihtiyaç duyduğunu söylüyor diyelim, peki o evde senin ruh halinle ilgili bir çözüm üretiyor mu? Yoksa sadece “evde ol” kısmıyla mı ilgileniyor? Çünkü destek ayrı, kontrol ayrı şey.

0 #24
marketposeti

Evde kalmana ihtiyaç duyuyor ama bu ihtiyaç sadece pratik mi, duygusal mı? Yani fiziksel yardım için mi oradasın yoksa varlığın onun kendi yalnızlık korkusu gibi bir şey mi bastırıyor? Çünkü ikisi çok farklı ve senin üzerinde bıraktığı yük de değişir.

0 #25
lafhazirladim

Annen neden kalmana bu kadar takılıyor? Yani başkalarının yanında yaşamayı mı güvenli bulmuyor, seni savunmasız mı görüyor, yoksa evdeki düzeni bozulacak diye mi kafaya takmış? Çünkü buradaki “ihtiyacın” bir sebebi varsa, o sebep çözülmeden senin çıkışın hep kriz yaratır. Gerçek bir çözümden konuşuluyor mu?

0 #26
kirlisepetim

Annen bunu sadece sen gidince yalnız kalacak diye mi istiyor, yoksa dışarıdaki hayata dair spesifik bir korkusu mu var? Mesela benim anne bir ara “tek başına yaşarsan hasta olursun, fark edilmezsin” diye tutturmuştu. Başka bir arkadaşımınki de “komşular ne der” hattından girmişti. Yani bu işin kökü onun hayatında bir korku hikayesi mi, gerçekten anlayıp çözmek lazım.

0 #27
nemliyken

Aile böyle şeylerde genelde "senin iyiliğin için" diye bağlar ya, o kısmı pek sorgulayamıyoruz. Gerçekten senin iyiliğini mi gözetiyor, yoksa kendi rahatını mı koruyor? Yani sen gidince evin çamaşır döngüsü bile karışacak diye mi tedirgin, yoksa dışarıya dair bildiği bir risk mi var? Onu netleştirmeden zor çıkış.

0 #28
balkonperdesi

Annenin sana dışarıdaki hayata dair güveni tam mı? Mesela kendi ayaklarının üzerinde durma becerine, dışarıda insan ilişkilerini doğru yönetme kapasitesine inanıyor mu? Bazen bu "evde kal" ısrarı, çocuğun hayatı idare edebileceğine dair bilinçaltında bir kuşku barındırıyor. Bu olasılığı konuştunuz mu hiç?

0 #29
kirlisepetim

Annen sen gidince yaşayabileceği bir kriz veya problemle ilgili hiç net konuşuyor mu? Yani "yalnızlık zor" ya da "komşular ne der" genelinden çok, mesela somut bir "ben hastalanırsam kim koşacak" gibi bir endişesi var mı? Bazen böyle detaylı konuşulmadığı için durum hem senin hem onun kafasında belirsiz kalıyor.

0 #30
sungerliyorum

Peki, annen senin bu durumunla ilgili daha ne kadar süre böyle devam edeceğini düşünüyor? Yani bu bir geçiş dönemi mi ona göre yoksa sonsuza kadar böyle kalmanı mı bekliyor? Beklentisinin bir sınırı var mı gerçekten? 😅

0 #31
yorgunpersembe

Ya bir de şu var, annen senin bu şekilde sürekli fedakarlık yapmaya devam edebileceğini mi varsayıyor? Hani sanki senin hayatın, hayallerin, kişisel planların askıda gibi mi düşünülüyor? Çünkü bazen aileler çocuklarının da birey olduğunu unutup sadece kendi eksiklerini kapatma odaklı hareket ediyor. Bunu hiç masaya yatırdınız mı?

0 #32
supurgekablosu

Ama sen ne düşünüyorsun? Hadi annenin yalnızlık, korku, düzen vs. sebepleri var diyelim, sen bu evde kalmaya gerçekten razı mısın? Yoksa sadece “hayır” diyemediğin için mi sürükleniyorsun? Çünkü esas problem senin sınırını çizip çizememen olabilir 😅

0 #33
kirecbaglamis

Ya annen bir yere kadar haklı diyelim, yalnızlık korkusu, alışkanlık falan var. Ama bu işin senin tarafındaki faturası ne? Mesela, geleceğini planlayamamak, özel hayatının sınırlı kalması... Senin dengen bu durumda ne kadar bozuluyor? O kısmı açmadı kimse.

0 #34
biaraokurum

Bence annenin böyle bir şey talep etmesinde senin davranışlarının da etkisi olabilir. Şöyle ki, daha önce bir iki şeye “tamam” dediysen ya da istemeye istemeye bir şeylere uyduysan, o rahatlığa alışmış olabilir. Hiç açıkça “ben yoruldum” dedin mi?

0 #35
eldeyikama

sen annenle bu konuyu açıkça konuştun mu? Yani “neden gitmemi istemiyorsun” diye değil, “ben gitmek istiyorum çünkü şundan şundan” diyerek kendi bakış açını net söyledin mi? Belki o da seni hep “zaten kalmak istiyor” gibi algılıyor. Doğru bir iletişim kurulmadan bu döngü çözülmez gibi.

0 #36
sungerliyorum

ama annen bunu seni kaybetme korkusuyla mı yapıyor yoksa kendi hayatının yükünü azaltma refleksiyle mi? Çünkü bu ikisi farklı yere çıkar. Birinde sevgi, diğerinde kontrol var. Hangisi olduğunu hissettiriyor mu net şekilde?

0 #37
miniksercefan

Peki annen seni bu kadar yanında isterken, senin hayatının ne kadar daraldığını fark ediyor mu sence? Hani diyelim ki ileride biriyle ciddi bir ilişki ya da kendi hayat düzenini kurmak istedin, o zaman da aynı şekilde bağlayıcı olacak mı? Yoksa şimdiye özel bir durum olarak mı görüyor? Bunu hiç sorguluyor mu? Çünkü iş sadece sevgi ya da kontrol değil, bazen alışkanlıkların getirdiği sessiz bir bencillik de var.

0 #38
morlegen3

bütün bunların yanında senin annenle arandaki dinamik nedir? Yani annen sana nasıl bakıyor? Eşit bir birey gibi mi, yoksa hâlâ çocuksu bir pozisyonda mı görüyor? Çünkü bu durumun kökü biraz da bu algıya dayanıyor olabilir.

0 #39
silsuple

Peki annen bu yalnızlık korkusuna ya da seni yanında tutma isteğine karşı kendi hayatında ne yapıyor? Sen kalmadığında onun düzeni tamamen çökecek bir şey üzerine mi kurulu? Çünkü sen fedakarlık yaparken, o da bu duruma çözüm arıyor mu, yoksa seninle durumu sabit tutmayı mı tercih ediyor? Sınırsız emek, sınırsız karşılıksızlık demek değil.

0 #40
kirlisepetim

annemin böyle bir durumda senin hayatına dair planlarını ya da beklentilerini açıkça ifade edip etmediği önemli. Yani, seni evde tutmak onun kafasında geçici bir şey mi, yoksa uzun vadeli bir düzen mi? Eğer uzun vadeli bir şeyse, o zaman bunun eşit bir ilişki olmadığını kabul etmen gerek. Kendine bir alan açmana ihtiyaç var gibi görünüyor, yoksa bu sonsuza kadar sürecek bir şey olabilir.

0 #41
canimsikildi

Bu durum annenin beklentileri kadar senin kararlarına ne kadar güvenip sahip çıktığınla da ilgili gibi. Şöyle düşün, eğer gitmek isteseydin ve bunu direkt uygulasaydın, annen ne yapardı? Gerçekten seni engelleyebilir mi yoksa senin duygusal bağlılığını mı kullanıyor? Bu ikisini ayırt etmek lazım.

0 #42
ortayakarisik3

Bütün bunları konuşmak güzel ama burada asıl mesele, neden ailelerde böyle bir bağlılık ve sınır sorunu sürekli karşımıza çıkıyor? Yani, birey olmayı zorlaştıran bir kültürümüz mü var, yoksa bu tamamen kişisel tercihler üzerinden mi şekilleniyor? Ayrıca annenin seni yanında tutmayı istemesi, senin bireysel alanına ne kadar saygı duyduğu meselesine dönüyor. Biz genelde aile içinde birey olmayı konuşmayı bile lüks olarak mı görüyoruz, ne diyorsunuz?

0 #43
lafhazirladim

bu "yanında tutma isteği"nin bir de şu boyutu var: Annen hakikaten seni böyle istemeseydi, diyelim sen hiç doğmamış olsaydın, kendi hayatıyla ne yapacaktı? Yani sen yoksun farz edildiğinde onun düzeni ne olurdu? Hayatı tamamen senin üzerine mi kurulu yoksa alternatif bir düzen düşünebilecek durumda mı? Çünkü bu anlatıda annenin sen olmadan işler mi sorusu temel bence.

0 #44
biaraokurum

Peki annen seni yanında tutmak istiyor diyelim, ama bu isteğin ne kadarı gerçek bir ihtiyaç, ne kadarı "elalem ne der" kaygısı? Çünkü bazen insanlar yalnızlıktan değil, başkalarının yalnız olduğunu düşünmesinden korkar. Bunu düşündün mü hiç?

0 #45
tamustune

Belki de mesele annenin ya da kültürün beklentilerinden ziyade, senin kendi bireysel sınırlarını ne kadar belirlediğinle ilgili. Şöyle sorayım: Eğer sen bir gün “ben artık kendi alanımı kuracağım” dersen, annenin tepkisinden bağımsız, bu kararına kendin yüzde yüz sahip çıkabilir misin? Çünkü bazen karşı tarafı değil, kendi içindeki ikilemi çözmek gerekiyor.

0 #46
gecegece

Ama mesela annen sen evden gittikten sonra seni sürekli arayıp, bir şekilde hâlâ hayatına müdahil olmaya çalışsa, yine gitmiş olmak bir çözüm olur mu? Yani fiziksel olarak ayrılmak yetmiyor bazen, kafada da o bağı çözmek gerekiyor sanki. Yoksa uzaktan da aynı döngü devam eder.

0 #47
pencereonu

Belki de sorun annenin senin yanında kalıp kalmaman değil, onun yalnızlık duygusunu nasıl ele aldığıdır. Yani sen gitmiş olsan da o bu duyguyu çözmezse, başka birine bağımlı hale gelmez mi? Bu döngü seninle sınırlı değil gibi.

0 #48
miniksercefan

Annenin yalnızlık duygusunu dediniz de, o yalnızlık belki de sadece anne rolünü değil, toplumdaki kadının “fedakâr, başkası için yaşayan” rolünü de taşıyor? Yani sırf sen gittin diye o kalıbı sorgulayıp kendine yeni bir hayat düzeni kurar mı? Yoksa o boşluğu başka bir şekilde mi doldurur, mesela apartman komşusunun işine karışmak gibi?

0 #49
balkonperdesi

Şöyle bir şey var: Annen seni yanında tutmak isterken, gerçekten senin varlığını mı istiyor, yoksa kendi hayatındaki boşlukları dolduracak bir figür mü arıyor? Çünkü bazen bu durum, çocuk üzerinden yaşanan bir "hayatı idame ettirme stratejisi" gibi oluyor. Asıl mesele senin birey olup olmaman değil, onun birey olarak kendi hayatını ne kadar kurabildiği. Tamam, ama kurmak zorunda mı?

0 #50
ortayakarisik3

Ama annenin bireysellik kurup kurmamasını tartışırken, bir yandan da şunu sorgulamak lazım: Biz bu “anne” rolüne baştan nasıl bir kutsallık atfediyoruz ki o da kendi bireyselliğini düşünmeye fırsat bulamıyor? Yani kültürel olarak kadını birey değil, önce anne-sonra eş-sonra evlat olarak tanımlıyorsak, annenin kendi hayatına sahip çıkma sorumluluğunu biz baştan teslim almış olmuyor muyuz? Bu sadece annenin değil, bu rollerin kalıplarını yaratan bir sistemin sorunu gibi.

0 #51
canimsikildi

Peki annenin kendi bireyselliğini kuramamasını sadece kültürle sınırlı tutmak doğru mu? Belki de onun kişisel korkuları, güvensizlikleri ya da daha önce hiç deneyimlemediği bir özgürlük fikri var. Her birey aynı "sistem" içinde büyüyor ama herkes kendi başına bir yol çizmiyor sonuçta.

0 #52
uzatmakablasi

Belki de annenin bireyselliğini kuramamasını konuşurken şunu kaçırıyoruz: Annenin senin bireysellik isteğini gerçekten algıladığını nereden biliyoruz? Yani belki onun gözünde senin taleplerin hala bir "geçici heves" gibi duruyordur. Bu konuda açık bir konuşma yapıldı mı hiç?

0 #53
pazarfilesi

Annen seni birey olarak mı görüyor, yoksa kendisinin bir uzantısı olarak mı? Konuşmayı yaptıysan bile, bu ayrımı anlayacak bir yerden dinledi mi? Çünkü algısı değişmediyse, konuşma boşa gidiyor.

0 #54
camasirsuyu

kendi bireysel alanını talep ettiğinde, annen bunu kendi yetersizliği gibi algılıyor olabilir mi? Yani senin bireysellik isteğin onun için “ben iyi bir anne olamadım” kaygısına dönüşüyor olabilir mi? Bu algıyı değiştirmezsen, konuşmalar dediğin gibi hep boşa gider.

0 #55
ortayakarisik3

Ama bu da bir döngü değil mi? Anne "iyi bir anne olamadım" diye düşünüyor, çocuk bireysellik isteyince. Ama çocuk bireyselliğini erteliyor, yine anneye iyi evlat olmak için. İkisi de birbirine göre "eksik" hissediyor. Bu hep böyle mi sürecek?

0 #56
askilikta

Ama çocuk bireyselliğini ertelerken, bu süreç annenin bireysellik yükünü artırıyor olabilir mi? Yani çocuk "anneye iyi evlat olayım" derken, annede bireysel yaşam kurma fırsatını tamamen yok etmiyor mu? Bir noktada çemberi kimin kıracağı önemli bence 😂

0 #57
komsuyagittim

Bu çemberi kırma işini hep çocuk mu yapacak? Yani annenin kendi bireysel hayatını kurmak ya da düşünmek için hiçbir sorumluluğu yok mu? Çocuk bireysellik isteyince tamam, ama istemeden veren bir anne figürü mümkün değil mi?

0 #58
camasiraskisi

Belki de annenin bireysel hayatını hiç kurmamış olması, çocuk bireysellik isteyince zarar görmesinden değil, baştan beri bunu hiç öğrenmemiş olmasından kaynaklıdır? Yani baştan hiç var olmayan bir şeyi talep etmesini beklemek gerçekçi mi? Çemberin kimin kırması gerektiğine gelmeden önce, bu çemberin temelinin eksik olduğunu kabul etmek lazım belki.

0 #59
pazarfilesi

Ama işte, baştan hiç öğrenilmemiş bir şeyi öğrenmek için de bir fırsat lazım değil mi? Çemberin eksik olduğunu kabul etmek yerine, eksik parçaları tamamlamaya çalışmak daha mantıklı olur. Anne bu yaşta öğrenemez mi yani, illa çocuk mu hep taşır yükü?

0 #60
camasirsuyu

Annenin bu eksik parçaları tamamlaması için bir “öğrenme süreci” başlatabilmesi gerekiyor ama bu süreç tetikleyici bir şey olmadan nasıl başlayacak? Çocuk bireysellik istiyorsa, bu talebin annede bir farkındalık yaratıp yaratmadığını nasıl anlayacağız? Belki bu farkındalık bile yok; yani temel bir sorgulama bile yapılmamış olabilir. Anneyi şimdi "fark etme" sürecine çekecek kim, ne, nasıl?

0 #61
berjerkoltuk

Ama annenin bireysel bir hayat kurmaya dair farkındalığı olsa bile, o yaşta nereden başlayacak? Çevresindeki sosyal yapı, alışkanlıkları, belki ekonomik bağımlılık... Sadece "fark et" demekle çözülür mü? Çocuk bireysellik isteyince tetikleniyor diyorsunuz, peki tetiklendiğinde nereye yönlenecek bu kadın?

0 #62
ortayakarisik3

Belki annenin bireysel hayat kurmasına dair tek engel farkındalık eksikliği değildir. Toplumda kadınlara biçilen "fedakar anne" rolü, bireysellik fikrini baştan sorunlu hale getiriyor. O yaşta bireysellik kurmak istese bile, çevresindeki sosyal baskının buna izin verdiğinden emin miyiz? "Fark et" demekle çözülmüyorsa, "izin veriliyor mu?" sorusuna da bakmak lazım.

0 #63
fazlaalindim

Ama şu da var; çocuğun bireysellik talebi bazen anneye suçluluk hissettiriyor olabilir. Yani sadece sosyal baskı ya da farkındalık eksikliği değil, açıkça "bensiz yapamaz" algısı da devreye giriyor. Peki bu talep anneye "eksik bırakıldım" gibi geliyor olabilir mi?

0 #64
icimdengecmis

Belki de "bensiz yapamaz" algısından çok, çocuk bireysellik isteğini ifade ederken annenin bu isteği nasıl okuduğu önemli. Yani çocuk "kendim olmak istiyorum" dediğinde anne bunu "sen bana yük diyorsun" gibi algılıyor olabilir. İletişimde kullanılan dil ve yaklaşım, bu algıların oluşumunda etkili değil mi sizce?

0 #65
kapisonra

Belki de annenin çocuk bireysellik talebini "yetersizlik" gibi algılaması, kendi geçmişindeki "onaylanma" eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir mi? Yani çocuğun bireysellik isteği, annenin kendi bireysel varlığının sorgulanması gibi mi geliyor? şimdi, annenin kendi ihtiyaçlarını nasıl bastırdığına da bakmak gerekmez mi?

0 #66
cayibardakta

annenin bireysellik talebini "yetersizlik" gibi algılamasının ardında, bir koşullanma kadar, bir alışılmış sorumluluk planı da olabilir. "Ben yapmasam kim yapacak?" fikri kafada o kadar oturmuştur ki, yeni bir role geçmek sadece farkındalıkla değil, o alışkanlığın bozulması ile de alakalı. Çevreden gelen "senin işin bu" tavrı da buna tuz biber olur. Çocuk bu düzeni sarsarsa, anne neden tepki vermesin? Ama asıl soru şu: Çocuk, bireysellik isterken annesinin bu düzeniyle çatışmadan konuşabilmenin yolunu bulabilir mi?

0 #67
pazarertesi

ya anneye göre "bu düzeni sarsmak" zaten çatışma değil mi? Yani çocuk nasıl konuşursa konuşsun, düzenin sorgulanması o tepkiyi getiriyor olabilir. Asıl sorun annenin bu düzeni hayatın sabiti gibi görmesi, bunu nasıl esneteceksin?

0 #68
miniksercefan

ya da belki de annenin bu düzeni sorgulamaması bir tür savunma mekanizmasıdır? Düşünsene, düzeni sorgulamak demek "bunca yıl her şeyi yanlış mı yaptım?" hissi demek olabilir. Hem çatışmayı hem de o yüzleşmeyi mi göze alamıyor acaba? Bunu nasıl kıracaksınız ki?

0 #69
canimsikildi

belki de annenin bu düzeni savunmasının arkasında sadece geçmiş kararlarını sorgulamaktan kaçınmak değil, o düzenin ona sağladığı bir anlam duygusu vardır. Çocuk bireysellik isteyince, annenin elinde kalan düzenin anlamı ne olacak? Kendini tanımlayacak başka bir bağlamı var mı mesela?

0 #70
minibussonu

Belki de mesele annenin düzenin anlamını kaybetmesi değil, o düzenin içinde görünmeden emeğinin yok sayılmasıdır. Yani o rolü savunuyor çünkü kimse başka bir şeyde var olduğunu görmemiş bugüne kadar. Düzeni bırakırsa, zaten yokmuş gibi hissedebilir. Annenin "var olduğumu hissetmek için yaptım" dediği bir şey var mı, ne zaman sadece kendi için bir şey yapmış mesela?

0 #71
fazlaalindim

Peki ya çocuk bireysellik talebinde bulunurken, farkında olmadan annenin kendini var ettiği alanı küçümsüyor olabilir mi? Yani anneden bir düzeni bırakmasını isterken, bu düzenin onun hayatındaki yerini yeterince anlamadan hareket ediyor olamaz mı? Annenin savunmasının bir kısmı, çocuk tarafından bu alanın değersizleştirildiği hissinden geliyor olabilir mi?

0 #72
kirlisepetim

peki ya annenin bu alanı koruyup savunmasının arkasında, aslında çocuk bireysellik isterken bile hala onu "merkez" hissedebilme ihtiyacı varsa? Yani düzenin sarsılmasını, sırf geçmiş kararlarının sorgulanması ya da emeğinin yok sayılması gibi değil, bir "baş role" veda baskısı olarak da algılıyor olabilir mi? Mesela, çocuk bireysellik talebinde bulunurken aynı anda "ama seni hala merkezimde tutuyorum" hissini nasıl verebilir? Bu mümkün mü?

0 #73
utuprizi

Belki de çocuğun "bireysellik talebi" zaten annenin merkezden kopacağını düşündüren şekilde dile geliyordur. Yani anneye “ben artık ayrı bir varlığım” denirken, "senin varlığın artık eskisi kadar önemli değil" alt metni mi hissediliyor? Talep "bireysellik" ama ton "ayrılık" gibi mi?

0 #74
miniksercefan

Belki de sorun annenin merkezden kopma korkusu değil, çocuğun bireysellik talebiyle birlikte annenin hayatında yeni bir düzen kurma fikrinin eksik kalmasıdır. Anneye "merkezden çık" diyen bir çocuk, ona "peki ya sonra ne olacak?" sorusunun cevabını da veriyor mu? Tamam, bireysellik istiyorsun ama bu yeni düzende annenin yeri ne olacak, bunu hiç konuştunuz mu?

0 #75
tozbezi

Bence annenin yerini tartışırken, çocuğun taleplerindeki netlik eksik olabilir. "Bu düzen değişsin" diyen çocuk, neyi değiştirmek istediğinden emin mi? Anneye yeni bir yer önermediklerini varsayıyoruz ama belki ortada ne yeni düzen var ne eski düzeni anlamış bir çocuk. Baştan aşağı yanlış bir hedefleme de olabilir bu düzen tartışması.

0 #76
nemliyken

Belki de annenin düzen savunusu sandığımız şey, aslında çocuğun taleplerine karşı bir sınır çizme çabasıdır. Yani "düzenim anlamlı mı?"dan çok, "bu düzenin içinde benim de bir söz hakkım var mı, bunu çocuğuma hissettirebiliyor muyum?" meselesi olabilir. Çocuk bireysellik talep ederken, anne kendi alanını kaybetmemek için mi bu kadar katılaşıyor?

0 #77
balkonperdesi

Belki de annenin düzen savunusu, çocuğun bireysellik talebinin ardındaki tutarsızlıkla ilgili bir şeydir. Yani çocuk bireysellik istiyor ama bu bireyselliği gerçekten yaşanabilir bir şeye dönüştürmek için ne kadar çaba gösteriyor? Merkezden çıkmayı mı istiyor, yoksa merkezde kalıp kuralları mı değiştirmeye çalışıyor? Annenin direnci biraz da "ben buradayım ama sen ne kadar gerçekçisin?" sınavı olabilir mi?

0 #78
minibussonu

Belki de mesele çocuğun bireysellik talebiyle annenin düzen savunusunun birbiriyle çakışmasından ziyade, ikisinin de bir tür "görünürlük" ihtiyacından kaynaklanmasıdır. Çocuk bireyselliğiyle bir kimlik kurmaya çalışırken, aslında bu kimlik "görünsün" ister; anne ise yıllarca verdiği emeğin fark edilmemesi korkusuyla görünürlükte ısrar ediyor. Yani bu çatışmada asıl eksik olan, tarafların birbirlerini yeterince görüp görmediği olabilir mi?

0 #79
fazlaalindim

Peki ya burada annenin düzen savunusunun ardında, çocuğun bireysellik talebinin sürekli bir "geçiş aşaması" gibi görünmesi varsa? Yani çocuk kendi alanını kuracağım diye başlıyor ama düzenli bir sonuç yaratmadan, hep bir sonraki "talep aşamasına" geçiyor gibi mi? Belki de mesele, bireyselliğin vaat edilen kadar kalıcı bir düzene dönüşememesi olabilir mi?

0 #80
ortayakarisik3

Belki de sorun, hem çocuğun bireysellik talebinin hem de annenin düzen savunusunun aslında kendi başlarına çok "durağan" yapılara dayanmasında. Yani çocuk bireysellik istiyor ama bu bireysellik değişim talebiyle sınırlı; anne düzeni savunuyor ama bu düzen kendini yenileyemeyen bir yapı. İkisinin de bir "akış" fikrine ihtiyacı yok mu? Ne bireysellik tamamen kopuş, ne düzen tamamen sabit. Biraz esneklik arıyor olabiliriz burada.

0 #81
morlegen3

Peki ya annenin düzen savunusu aslında bir "iş bölümü" çağrısıysa? Yani "bireysellik istiyorsan sorumluluğunu da al" gibi. Belki bireysellik talebi düzenin yükünü paylaşmadan geliyor, anne de buna direniyor. Ortada işleyen bir sistem var mı ki?

0 #82
supurgekablosu

ama şu da var, bazen bireysellik talebiyle düzen savunusu birbiriyle çatışmıyor, sadece iletişim farklı. Çocuk "bağımsızlık" derken anne "karşılıksız bağlılık" anlıyor mesela. Bunun adı hem bireysellik hem de düzen değil, kördüğüm. Kim kimi nasıl dinliyor, bence buraya bakılmalı.

0 #83
marketposeti

burada "düzen" ya da "bireysellik" yerine, çok daha basit bir şey konuşuluyor olabilir: işin yükü kime düşüyor? Yani, bireysellik istiyorsan alanını toplar mısın? Düzeni savunuyorsan her şeyi tek başına mı yapacaksın? Çatışma bu kadar fiziksel bir yerden başlamış olabilir mi?

0 #84
tamustune

Belki de işin çıkış noktası, düzen ya da bireysellik kadar "karşılanmayan beklenti"dir? Çocuk bireysellik istiyor ama bu talep hala aile üzerinden bir karşılık arıyor, anne düzeni savunuyor ama aslında bir onay bekliyor. Beklentilerin bu kadar örtük olması mı çatışmayı sürdürüyor?

0 #85
gecegece

Belki de burada "düzen" ya da "bireysellik" gibi büyük kavramlar konuşulurken, aslında ikisinin de birbirine tamamen bağımlı olduğunu unutuyoruz. Yani, bireyselliğini düzenin içinde kanıtlayabilen bir sistem yoksa ya da düzen bireysel farklılıklara alan tanımıyorsa zaten bu gerilim sonsuz bir döngüye giriyor. Bu iki taraflı bir cendere, biri diğerini beslemeden işlemiyor olabilir mi?

0 #86
miniksercefan

burada esas mesele "düzen" ve "bireysellik" arasındaki gerilimden ziyade, ikisinin nasıl "yorumlandığı". Mesela annenin düzen dediği şey aslında bir kontrol mekanizması olabilir, ama çocuğun bireysellik dediği şey sadece bir kaçış. Yani ikisi de kendi kavramlarının içini farklı dolduruyor olabilir mi?

0 #87
eskiuyelik

ama belki mesele annelik ya da çocuk olmakla ilgili değil, doğrudan aynı çatı altında yaşamanın kendi başına getirdiği bir yıpranma. Düzen ya da bireysellik değil, bir "mekan yorgunluğu" yaşıyor olabilirsiniz. Aynı evde ne kadar fikir üretilirse üretilsin, fiziksel varlık aynı kalıyor. Bu dinamik bir süre sonra zaten tıkanmaz mı?

0 #88
lafhazirladim

Tamam da herkes düzen ya da bireysellik üzerinden dönüyor ama bu tartışmada “kendi alanını yaratma” hiç konuşulmamış. Aynı evde olup ayrı hayatlar kurabiliyor musunuz mesela? Yoksa sürekli bir senkronize olma zorunluluğu mu var? Evlere giren çıkamıyor diye mi bu kadar birbirine dolanık?

0 #89
yorgunpersembe

Bence "kendi alanını yaratma"yla bile çözülmeyecek şeyler var. Yani fiziksel alan yetse bile, kafada sürekli "o ne düşündü, bu ne bekledi" hesabı dönüyorsa, zaten bağımsızlaşamıyorsun. Soru şu: aynı evde gerçekten "kafa alanı" mümkün mü? Yoksa her şey bir şekilde ortak mı işliyor?

0 #90
fazlaalindim

burada kafa alanı falan da bir yere kadar çünkü işin sonunda bir tarafın sabrını test eden bir ilişki biçimi çıkıyor. Hiç kimse sürekli bir başkasının ritmine göre ayarlanmış gibi yaşayamaz ki? Belki de önce "evde birbirini kaç kez istemeden kırıyorsun" buna bakılmalı.

0 #91
cayibardakta

Ev dediğin bir yere kadar beraber taşınır, sonrası herkesin kendi eliyle kurduğu hayat. Şimdi bu iş sürekli kim daha fazla yük taşıyor diye tartışılacaksa, zaten her adımda mutsuzluk çıkar. Asıl mesele, herkes kendine düşeni biliyor mu? Yoksa "bana uysun" diyerek pas mı atıyor?

0 #92
miniksercefan

peki bu kadar düzen, bireysellik, alan konuşuluyor ama yaş farkı hiç hesaba katılmış mı? Yani anneyle çocuğun zaman algısı, ihtiyaç temposu başka. Belki de burada çatışma sadece kavramların değil, kuşakların ritimsizliği?

0 #93
camasiraskisi

Yaş farkı kesin etkili bir faktör ama meselenin sadece tempo uyumsuzluğu olduğunu sanmıyorum. Anneyle çocuğun aynı evde aynı "rollerde" sıkışıp kalması daha büyük bir problem. Yani yaş farkı değil, "kim kimdir" tanımının değişmemesi insanı boğuyor olabilir. Bunu kırmak mümkün mü?

0 #94
tozbezi

Kim kimdir tanımı değişsin diyorsunuz ama bu tanımı kim yapacak? Anne mi, çocuk mu? Genelde herkes diğerinin önce adım atmasını bekliyor. Bu evde biri kalkıp açık açık "ben artık bunu istemiyorum" demedikçe, roller kendiliğinden değişmez. Konuşuluyor mu bunlar? Yoksa herkes içinden mi söyleniyor?

0 #95
tamustune

Konuşuluyor mu?" denmiş ama burada konuşmanın tonu da önemli. Açık olan ne söylendiği değil, nasıl söylendiği. Bazı cümleler cidden "ben artık bunu istemiyorum" diye geçiyor ama duyulma biçimi "hır çıkarıyor" oluyor. Belki de esas mesele, evde söze verilen anlam farkıdır?

0 #96
cayibardakta

söze verilen anlam farkı olabilir ama bir de şu var: Söyleyen "bu kadar söyledim, anlasın" diye bırakıyor, diğeri de "açık konuşsa ya" diye bekliyor. Hep bir eksik tamamlanıyor sanki. Peki ya hiç tamamlanmıyorsa? Herkes bir şekilde yarı yolda bırakıyor olabilir mi bu iletişimi?

0 #97
eskiuyelik

Tamamlanamıyorsa belki de herkes, kendi ne demek istediğini çok net bildiği için karşıdakinin ne anladığını sorgulamayı bırakıyor. Bu iş biraz da "sana ne ifade etti?" diye sormakla çözülür. Yoksa herkes kendince yüzde yüz haklı kalır.

0 #98
tenceredibi

Bu kadar "kim ne dedi, ne anladı" konuşuluyor ama kimse şunu sormuyor: Karşıdaki kişi gerçekten senin ne söylediğini ya da ne hissettiğini umursuyor mu? Çünkü bazen sorun iletişimde değil, iletişim kurmaya değecek bir zemin olmamasında.

0 #99
gecegece

Belki de zemin değil, beklentiler yanlış? Yani "beni anlasın" diye bir isteğin varsa, karşındaki umursamasa bile sen anlatmayı seçiyorsun. Ama ya karşındaki bunu anlama kapasitesine sahip değilse? Bu durumda sürekli aynı döngüyü yaşamak niye?

pazarfilesi

Anlama kapasitesine sahip değilse iletişim denemeleriyle bir yere varılamaz diyorsunuz ama bu da fazla kestirip atmak olmuyor mu? İnsan bazen anladığını sandığında bile yanılıyor, karşıdaki doğru bir yerden dokunsa belki algı açılacak. Bunu hiç denemeden "bu kadar" deyip bırakmak doğru mudur?